Ana içeriğe geç

Olaylara Bakış Gaziantep haberleri... Haberler, son dakika haberleri, yerel en güncel gelişmeler, siyaset, ekonomi, sağlık, eğitim, gündem, spor, teknoloji ve Türkiye geneli tüm özel haberler...Haber Panelim Haber Scripti

Sokağın dili olsun

İnsan, kaldırımda yürürken kusursuz bir birey, özgür iradenin ta kendisidir.

Sokağın dili olsun

Kendi kararlarını alır, kendi adımlarını atar.

Ne var ki, aynı insan, kapıdan içeri girdiği an ya da iki kişinin durduğu bir sokağa saptığı an görünmez bir görünmez ipin ucuna bağlanır.

Kalabalık, insanı yutmaz; insan, kalabalığın içinde sessizce erimeyi kendisi seçer.

İşte mesele tam da burada başlar.

Köklerimiz milyonlarca yıl öncesine uzanır.

Yalnız kalmak, o çağlarda "av" olmak demekti.

Sürüden ayrılanı kurdun kaptığı bir dünyada evrimleşen beyin, risk almayı değil, gruba uymayı hayatta kalma Refleksi olarak kodladı.

Bugün aslanlardan kaçmıyoruz belki ama aynı biyolojik alarm, Kızılay’ın göbeğinde ya da bir cadde ortasında hâlâ sessizce çalışıyor.

Çoğunluk ne yapıyorsa, beyin onu "güvenli rota" ilan ediyor.

Düşünmek enerji harcatır, kalabalığı izlemek ise konforludur.

Birey, sorumluluğu omuzlarından atıp kolektif akla teslim olduğunda hafifler.

İki yan yana restoran düşünün.

Biri mahşer yeri gibi, diğeri cırcır böceklerinin sesini dinletiyor.

İçgüdüsel olarak dolu olanına yöneliriz.

Neden mi?

Çünkü boş restoran, insana "Burada bir pislik var" sinyali verir. "Acaba malzemesi bayat mı?", "Aşçı kötü mü?", "Neden kimse yok?" soruları beynin erken uyarı sistemini tetikler.

Kalabalık restoran ise bir "kalite onayıdır.

Başkalarının o mekânı seçmiş olması, bizim risk alma korkumuzu söküp alır.

İnsan, kendi damak tadına değil, diğer insanların iştahına güvenir.

Bir dükkânın önünde uzun bir kuyruk varsa, içeride ne satıldığına bile bakmadan o kuyruğun ucuna ilişiğimiz çok olmuştur. Buna sosyal kanıt deriz.

Bir şeyde kıtlık varsa, o şey değerlidir algısı zihnimize kazınmıştır.

Herkes bekliyorsa, kesin beklemeye değer bir mucize vardır.

İnsan, o sırada sadece bir ürünün peşinde değildir; "o ayrıcalığı kaçıran aptal" olmama korkusunu da satın alır. Kuyruk, meraktan ziyade dışarıda kalma endüstrisidir.

Tiyatroda ya da bir salonda tek bir kişinin cılız alkışı genelde havada asılı kalır. Ama biri "şak" diye ilk tok sesi çıkardığı ve ikinci biri ona katıldığı an, ortalık ayağa kalkar.

Alkış, bulaşıcıdır. Çünkü beğenilmek, onaylanmak ve o coşkunun bir parçası olmak insanın en temel ruhsal açlıklarından biridir. Yalnız başına alkışlamak garip gelir; çünkü coşku paylaşılınca gerçektir.

Kalabalık, bireye "Yalnız değilsin, sen de bu duygunun sahibisin" der.

Ses, sesin üstüne bindiğinde o orkestrasız senfoni, insanı sarhoş eder.

Sokak, sessiz kurallarla işler.

Biz zannederiz ki hayatı kendimiz seçiyoruz. Oysa kalabalığın akışı, boş sandalyelerin korkusu, kuyrukların cazibesi ve alkışın gürültüsü bizim yerimize karar verir.

İnsan, kalabalıkta kaybolmayı bazen en büyük özgürlük zanneder. Oysa sokağın dili budur: Sürüyle yürümek, yorulmamak demektir.

 

Kaynak: batmansonsoz.net

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın
Daha fazla yükle